CENNET-ÜL BAKİ KABRİSTANLIĞI



Peygamber Efendimizin Kabri Şerifinin bulunduğu Mescid-i Nebevinin hemen yanı başında pek çok Sahabe-i Kiramın ve Allah dostunun kabirlerinin bulunduğu Cennet-ül Baki kabristanlığı vardır. Peygamber Efendimiz Medineye hicret ettiklerinde bu alan Gargat Ağaçları ile kaplıydı. Peygamber Efendimiz burayı kabristanlığa çevirmiştir. Bu kabristanlıkta medfun bulunan Sahabe-i Kiramın ve Allah dostlarından başlıcaları şu Zat-ı Alilerdir.


- Hazreti Osman Efendimiz (4.ncü Halife)
- Peygamber Efendimizin kızları Hazreti Fatıma Validemiz, Hazreti Zeynep Validemiz, Hazreti Rukiye ve Hazreti Ümmü Gülsüm Validelerimiz
- Hazreti Aişe validemiz ve Peygamber Efendimizin diğer zevceleri
- Peygamber Efendimizin henüz bebekken vefat eden oğlu Hazreti İbrahim Radiyallahu Anh
- Peygamber Efendimizin Amcaları ve Halaları
- Hazret-i Ali Efendimizin annesi Fatıma Binti Esed
- Uhud şehitleri
- Maliki Hak mezhebinin kurucusu İmam-ı Maliki(R.A) ve O'nun hocası İmamı Nafiğ (R.A)

Ve daha pek çok sahabenin ve Allah dostlarının Kabr-i Şerifi bu kabristanlıktadır. Ayrıca hac vazifesini ifa etmek için mubarek topraklara giden hacı adaylarından vefat edenler olursa duruma göre Cennet-ül Bakiye defnedilirler.

 

Cennet-ül Bakiyi ziyaret etmek her hacı adayı için müstehabtır. İstanbulda medfun bulunan Sahabe-i Kiramdan Eyüb El Ensari Hazretlerinin Kabr-i Şerifini ziyaret etmenin değeri bizim için ne kadar büyükse içerisinde pek çok Sahabe-i Kiramın ve Allah Dostunun bulunduğu Cennet-ül Baki kabristanlığını ziyaret etmek de aynı derece önemli olmalıdır.
(Not: Bir de Cennetül Mualla Kabristanlığı vardır. Bu Kabr-i Şerif de Mekke'dedir. Hazreti Hatice Validemiz medfun bulunmaktadır.
Cennetül Baki = Medinede.
Cennetül Mualla = Mekkede.
)

Bu kabristanlık genelde kapalıdır. Sadece sabah namazından sonra üç aşağı beş yukarı 1 saatlik gibi kısa bir zaman dilimi için bu kabristanlık hacı adaylarının ziyaretine açılır. Ziyaretçiler sabah namazından sonra "Peygamber Efendimizi Selamlama Usulü(Tıklayınız)" adlı makalemizde de belirttiğimiz gibi öncelikle Peygamber Efendimizi selamlayarak Mescid-i Nebeviden çıkarlar daha sonra Cennetül Baki kabristanlığını doğru geçiş yaparlar.

Cennetül Baki kabristanlığının önü, seher vaktinde hava henüz yeni yeni aydınlanırken sabahın o nurunda pek çok satıcıyla dolar. Bu satıcılar Cennetül Baki kabristanlığına girecek olan hacı adaylarına birşeyler satabilmek için oradadırlar. "Hamse Riyalin! Hamse riyalin! (5 Riyal)" diye bağıranlar, hacı miski, takke tesbih, incik boncuk ellerinde her ne varsa bunları satmaya çalışırlar. Çok güzel bir görüntüdür. Bayramyerine gitmiş gibi olursunuz. Ama bu güzel görüntüye ve o satılan malların cazibesine kapılıp da oralarda vaktimizi harcamamak lazım. Çünkü Cennet-ül Baki kabristanlığının kapıları çok kısa süreliğine açılır. İçerideki ziyaretlerinizi yapabilmeniz için elinizi çabuk tutmanız gerekir. Aksi taktirde henüz bir kaç metre yol almışken kabristan ziyaret saati sona erer ve mezarlıktaki görevliler sizi "Yallah hacı Yallah!" diyerek Cennet-ül Bakiden dışarı çıkarmaya başlarlar. Bu yüzden alışverişlerinizi Kabristan çıkışına erteleyiniz.

 

Bu kabristanlığın yerini şu formül ile tesbit edeceğiz. Yüzünüzü, yönünüzü ve gönlünüzü Peygamber Efendimize döndüğünüz vakit, Cennetül Baki sizin sağınızda kalacaktır. Dümdüz ilerlediğinizde karşınıza bir duvar çıkacaktır. İşte bu duvar Cennet-ül Baki kabristanlığının duvarıdır. Kabristanlığın giriş kapısı yüksekçe bir yerdedir. Bu kapıya ulaşmak için bir tarafta merdiven basamakları vardır diğer tarfta da tekerlekli sandayle kullananların kapıya ulaşabilmesi için yokuş şeklinde bir düz bir yol vardır. Bu yokuşa çıktığınızda Cennet-ül Baki kabristanlığının kapısına ulaşacaksınız.





Cennetül Bakiye sadece Erkek hacı adaylarının girişine izin verilir. Bayan hacı adayları ise ziyaretlerini Kabr-i Şerifin duvarının önünde yapar, 1 Fatiha 11 İhlas-ı Şerif okuyup hediye eder ve selamlama duasını buradan yaparlar.



Mescid-i Nebevinin hemen yanı başındaki bulunan ve bir o kadar kolayca bulunabilecek Cennetül Baki kabristanlığına nasıl gidileceğini bu derece detaylı olarak anlatmamızın nedeni, bazı turizm şirketlerinin rehberlik servislerinin olmaması ve umre seyahatini, hacıları alıp otele yerleştirmekten ibaret olduğunu düşünmesidir.

Ucuz olduğu için tercih edilen turizm şirketlerinin pek çoğunun rehberlik hizmetleri son derece yetersizdir. Mekkeye ve Medineye ilk defa giden hacı adayı nerede neyin olduğunu bilemez. Nereleri ziyaret etmesi gerektiğini, nerelerde namaz kılmanın faziletli olduğunu bilemezler. Bu yüzden tesadüfen önünden geçiyor bile olsa Cennetül Bakiyi bulamama, bulsalar bile içeride kimlerin olduğunu anlayamama ihtimalleri vardır. Türkiyeden hac/umre seyahatine katılan pek çok hemşerimizi bu vaziyette görünce Cennetül Bakiye nasıl ulaşııp nasıl ziyaret edilmesi gerektiğinin her bir adımı resimler üzerinde işaretlemeler yaparak anlatmayı uygun gördük. www.hacisabir.com sitesinde yapacağımız diğer bütün anlatımları da bu sebepten dolayı olabildiğince detaylı bir şekilde anlatacağız.

 

Tahta çıkma merasiminde Peygamber Efendimizin soyundan gelen Şerifleri de davet edip bir nevi "Peygamber Efendimizin izniyle onun hizmetkarı olarak ben tahta çıkıyorum" manasına gelen hürmeti gösterdikten sonra tahta çıkmış olan ecdadımızdan Osmanlı Padişahları, Medinedeki Cennet-ül Baki'ye de gerekli önemi göstermiştir. Osmanlı zamanında Cennetül Baki aşağıdaki gibi gözüküyordu. Resimden de anlaşılacağı üzere Sahabe-i Kirama saygı için bulundukları kabirlerin üzerine aşağıdaki gibi çok güzel mimari yapılar yapılmış.



Osmanlı zamanında hangi türbede hangi Sahabenin bulunduğu veya Evliyaullah'tan kimin olduğu daha belirgindi. Osmanlının o mübarek beldelerden çekilmesinden sonra iktidara geçenler, "şirk(!)" olduğu gerekçesiyle bu türbelerin tamamını yıkmıştır. Cennetül Bakinin şimdiki görüntüsü aşağıdaki gibidir.



Osmanlı zamanında Sahabe-i Kirama hürmet göstergesi olarak yaptırılmış olan bütün türbeler yıktırılmış, yerlerine sadece birer tane taş konulmuştur. Taşların üzerinde de ne bir yazı ne bir belirti vardır. Hangi kabirde hangi Sahabenin bulunduğu veya Allah Dostunun bulunduğunu anlayabilmek için ya bir tecrübeli bir rehbere ya da aşağıdaki gibi bir kabristan haritasınıa ihtiyacınız vardır.



Bir zamanlar, Cennetül Baki fotoğrafını incelerken, bu mevzularla bir alakası olmayan biri bizi görüp şaşırmış bir vaziyette"O da ne hazine haritası gibi" demişti. Kendisine "Gerçekten de bu bir hazine haritası, ama anlayanlar için" diye cevap vermiştik. Peygamber Efendimizin "Benim ashâbım gökteki yıldızlar gibidirler, hangisine uyarsanız hidâyet bulursunuz." Hadis-i Şerifini hatırlayıp yukarıdaki haritaya bakınca Cennetül Bakinin bulutsuz bir gecede yıldızlarla dolu bir gökyüzü gibi olduğunu anlayacaksınız.

Cenab-ı Hakk, Peygamber Efendimizi bir kere bile olsun görüp sohbetine katılan bir müslüman için kendilerine, Peygamberlerden sonra en yüksek mertebeyi ve rütbeyi ihsan etmiştir. Bu dünyaya sonradan gelen birisi ömrü hayatını ibadet ve taatla geçirse bile bir Sahabe-i Kiramın mertebesine ulaşamaz. Din-i İslam-ı Celilede Sahabe-i Kiramın mertebe olarak en alt seviyesinde olan bir Zat ile sonradan dünyaya gelmiş olup da Evliyaullah'ın en yüksek mertebesine ulaşmış olan bir Zatı karşılaştırmışlar ve "O Evliyaullahtan olup en yüksek mertebeye ulaşan Zat-ı Aliynin ulaştığı mertebe, Sahabe-i Kiramdan olup da en alt mertebesinde olan bir Sahabenin atının ayağından çıkan toz mertebesinde bile olamaz" şeklinde bir tasvir yapmışlardır.

Sahabe-i Kiramın büyüklüğü ile Rasülullah Efendimiz bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: "Ashâbımı bana bırakın. Nefsim kudretinde olan Zât-ı A'lâ (Allâhü Teâlâ)ya yemin ederim ki siz Uhud dağı kadar veya dağlar kadar altını infak (Allah yolunda sarf) etseniz onların amellerine yetişemezsiniz.” (Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)". İşte Sahabe-i Kiramın , Cenab-ı Hakk katındaki derecesi bu kadar yüksektir.

Hani şu önceki parağrafta bahsettiğimiz "Hazine" meselesine gelince: Yarın ahirette Cenab-ı Hakkın huzuruna çıktığınız vakit, dünyadayken Sahabe-i Kiramın kabrini ziyaret eden, O Sahabeleri bu ziyaretinizle memnun eden bir kişi olarak çıkarsanız ve siz hesaba çekilirken O Sahabe gelir de "Ya Rabbi, dünyadayken bu kulun benim kabrimi ziyaret etmişti" diye size size şahit olursa , işte o zaman hazinenin nasıl bir hazine olduğunu ve hatta "Hazine" kelimesinin ne anlama geldiğini hepimiz çok iyi anlarız. Cenabı Hakk bizleri, Sahabe-i Kiramı ziyaret edip, Onların memnuniyetini kazanan ve bu sebeple de Cenab-ı Hakk'ın Lütfuna mazhar olup büyük hazinelere ve mükafatlaraa kavuşan kullarından eylesin inşAllah.

Cennet-ül Baki kabristanlığını ziyaret usülüne geçmeden önce bir kaç küçük mevzuyu daha siz değerli okuyucularımıza arz etmek isterim.
Cennetül Baki kabristanlığının haritasına baktığınızda Hazreti Osmanın Kabr-i Şerifinin çok uzaklarda bir yerlerde olduğunu görürsünüz. Bu uzaklığın bir sebebi var. Şimdi kısaca bu mevzuya değinelim.
Bir gün Peygamber Efendimiz, Mescid-i Nebevide Hazreti Osman(R.A) ile otururlarken, Peygamber Efendimiz Hazreti Osmandan bir ok atmasını ister. Hazreti Osman Efendimiz de yayını ve okunu alır ve fırlatır. Okun yere düştüğünde Peygamber Efendimiz der ki :"Ya Osman(R.A), senin kabrin orada olacak benim kabrim de burada olacak" buyurur. Hazreti Osman Efendimiz bunu duyunca üzülür, "Ya RasülAllah (S.A.V) keşke daha önce söyleseydiniz, oku hiç çekmeden atardım, ayağımın dibine düşerdi ve sizin yanı başınıza gömülürdüm" der. Peygamber Efendimiz de bunun ardından Hazreti Osman Efendimizin Kabri Şerifi ile Peygamber Efendimizin Kabri Şerifi arasındaki araziye gömülecek olanlar için Hazreti Osman Efendimize şefaat hakkı verileceğinin müjdesini verir. Bunun üzerine biraz önce üzültüde olan Hazreti Osman Efendimiz bu sefer sevinir, "Ya RasülAllah(S.A.V) keşke daha önce söyleseydiniz de şu oku daha ilerilere fırlatsaydım" der. İşte Hazret-i Osman Efendimizin bu denli uzaklara gömülmüş olmasının sebebi budur.

Aşağıdaki resimde Hazreti Osman Efendimizin okunun düştüğü yeri sizlere gösterebilmek Google Maps üzerinde bir ölçüm yaptık. Okun menzilini sizlere gösterebilmek için haritayı baya bir küçültmek zorunda kaldık.(Okun menzil uzunluğu yaklaşık 515 metre.) Hazret-i Osman Efendimizin Kabri Şerifine varıp Peygamber Efendimizin yeşil kubbesine doğru baktığınızda bu mesafenin bir ok için ne kadar uzun olduğu anlaşılıyor. Kaldı ki Hazreti Osman Efendimiz "Bilseydim oku daha uzaklara fırlatırdım" buyuruyor.



Sizlere bahsetmek istediğim diğer bir husus da şu: Sahabe-i Kiram vefatlarından sonra, Peygamber Efendimizin yanına gömülmek isterdi. Hazreti Ömer halifeliği zamanlarında vefat ettiğinde Peygamber Efendimizin yanına defnedilmek için Peygamber Efendimizin zevceleri Hazret-i Aişe validemize gelip kendisinden izin istemişti. Hazret-i Aişe Validemiz de bir yanda Peygamber Efendimiz(S.A.V) ve diğer yanda Hazreti Aişe validemizin babası Hazreti Ebubekir Efendimizin olması ve kendisinin de Hücre-i Saadete defnedilmek istemesine rağmen kendi hakkı olandan vazgeçmiş ve yerini Hazreti Ömer Efendimize bağışlamıştır. Yukarıdaki haritaya baktığımız zaman Hazreti Aişe validemizin , Peygamber Efendimizin diğer zevceleriyle birlikte Cennetül Baki içerisinde bulunduğunu görürüz. ( Özellikle hanım kardeşlerimizin içeri giremiyor bile olsalar Cennetül Bakide bulunan validelerimiz için bol bol Fatiha-ı Şerife , İhlas-ı Şerife okumalarını tavsiye ederiz.)

CENNETÜL BAKİYİ ZİYARET USULÜ


Cennet-ül Baki kabristanlığını ziyaret için, memleketimizdeyken dedelerimizin ninelerimizin bulunduğu kabristanlığa girmeden önce nasıl ön hazırlık yapıyorsak, aynı şekilde bir ön hazırlık yapmalıyız.

Peki nedir bu ön hazırlıklar?
1-) Abdestimiz yoksa abdest alırız.
2-) Kabristanlığa girmeden önce 1 fatiha 11 İhlas-ı Şerif(Kul hüvAllahü Ehad suresi) okuyup başta Peygamber Efendimize, O'nun ailesi ve eshabına hediye ettikten sonra,ziyaret edecek olduğumuz kabristandakilerin ruhlarına hediye ederiz.
3-) Kabirden içeriye sağ ayakla ilk adım atılır.
4-) Esselaamü aleyküm yaa ehlel kubüür (Allah'ın Selamı üzerinize olsun ey kabir ehli) şeklinde selam verilir. Bu şekilde selam verildiğinde kabir ehli sizin selamınızı alacaktır.

Niyet şu şekilde olabilir: "Ya Rabbi ! Okumuş olduğum 1 Fatiha 11 İhlas-ı Şeriften hasıl olan sevabı, başta Rasülullah Efendimizin Ruh-u Şeriflerine, O'nun Ailesine ve Eshabına hediyye ettim, ve şu an ziyaret etmek üzere olduğum Cennetül Baki ehlinin ruhlarına da hediye ettim, Sen vasıl eyle Ya Rabbi..."


Not: Normalde hiç bir kabrin üzerine ayak basılmaz, bu çok günahtır fakat 1 Fatiha 11 İhlas-ı Şerif okuyup hediye eden kişiler, kabir ehli tarafından bir nur parçası gibi görülür ve "Ah keşke şu nur gelse de benim kabrimin üzerine konsa" diye iç geçirirlermiş.Bu şekilde kabirler arasından geçerken istemeden de kabre bastığınızda bu günah olmaz. Siz de her kabristanlık girişi öncesi 1 Fatiha 11 İhlas-ı Şerif okuyup kabir ehline hediye edin ve içeri öyle girin. Ama Kabir ehli üzerlerine basılmasını isiyor istiyor diye de gidip kabirlere basmayın, saygıyı elden bırakmayın. Biz henüz hayattayız ve hayatta olduğumuz müddetçe de saygı diye bildiğimiz her ne varsa bunu uygulamamız lazım değil mi.

Cennetül Baki kabristanlığını da ziyaret ederken bu usül üzerine bir giriş yaparız. Yanlız bu kabristanlıkta bulunan Efendilerimizin manevi olarak dereceleri çok yüksek olduğu için selamlamayı daha özel bir şekilde yapmamız gerekir. Cennetül Baki her ne kadar o esnada çok kalabalık olsa da kapının sol tarafında genelde tenha bir alan olur. Bu selamlamamızı bu alana geçerek yapabiliriz.



O tenha alana geçilerek aşağıda linkini verdiğimiz sayfadaki birinci sıradaki selamlama duası okunur ve Cennet-ül Baki selamlanır.



Daha sonra kabir ziyaretlerine başlayabilirsiniz. Ziyaretinize başladığınızda her Kabr-i Şerifin başında onlarca hacı adayı kardeşimizin olduğunu ve ilerlemenin mümkün olmadığını göreceksiniz. Bu yüzden , daha önce de söylediğimiz gibi ziyaretleriniz esnasında yanınızda mutlaka bir harita olmalı veya rehber eşliğinde yol almalısınız.

Ayrıca Cennetül Baki çok kısa bir süreliğine açık olduğu için, çok istemenize rağmen bütün kabristanlığı bir günde ziyaret edemeyebilirsiniz. Bu yüzden belirli bir plan üzerinden yapmanız gerekebilir. Örneğin;
- Birinci gün: Peygamber Efendimizin Amcalarını, Ezvacını ve Evladlarını ziyaret edeceğim
- İkinci gün: Peygamber Efendimizin Halalarını, İmam- Maliki Hazretlerini, Uhud Şehidlerini
- Üçüncü gün: Hazreti Osman Efendimizi ziyaret edeceğim. gibi haritaya bakıp kendinize uygun bir planı yaparsınız.

Her ziyaret ettiğiniz kabirde 1 Fatiha 11 ihlası şerif okuyup (-zaman çok daraldıysa  en azından 1 Fatiha 3 ihlası şerif okuyup) ziyaret ettiğiniz kabirdeki Sahabiye veya Allah dostuna hediye edersiniz.  "Peygamber Efendimizi Selamlama Usülü" adlı makalemizde "Bir Allah dostunun veya Evliyaullahtan bir Zatın kabrine çok fazla yaklaşılmaz" şeklinde bir açıklamamız olmuştu. Cennetül Bakinin kalabalık olması ve yolların da çok dar olması sebebiyle "geride durma" usulü ile gösterdiğimiz saygımızı gösterebilecek yerimiz ve imkanımız pek olmayacaktır. Ama siz yine de elinizden geldiği kadar göstermeye çalışın, kabirlerin başında, başınız önde eğik ve mütevazi duruşunuzu her zaman gösterin.

Okun düştüğü yere ulaşıp Hazret-i Osman Efendimizin kabrine vardığınız zaman Hazreti Osman Efendimizi özel bir selamlama ile selamlarız. Aşağıdaki resme tıkladığınızda açılacak olan sayfadaki 2nci selamlama şeklindeki gibi Hazreti Osman Efendimizi selamlarız. Yine kabri başında 1 Fatiha 11 İhlas-ı Şerif okuruz.

Cennetül Baki ve Hazreti Osman Efendimizi ziyaret esnasında okunacak dua

Cennet-ül Baki kabristanlığını mümkün olduğunca sık yapmaya çalışın. Çünkü bu değerli Peygamber Efendimizi görmüş olan, mucizelere bizzat şahitlik etmiş olan Sahabe-i Kiramı ve Allah dostlarını memleketimize döndüğümüzde bulamayacağız. Bu yüzden gencim yaşlıyım demeden "Bir daha görmek ya nasip olur ya da olmaz" deyip her gün ziyaretlerimizi yapmaya ve Cennetül Baki kabristanlığında bulunanları ziyaretimizle memnun etmeye çalışalım. Cenab-ı Hakk ziyaretlerinizi ve dualarınızı kabul etsin.

ÖNEMLİ HATIRLATMA: "Peygamber Efendimizi Selamlama Usul ve Adabı" adlı makalemizde de belirttiğimiz gibi herhangi bir kabre varıp da kendi acizliğimizi hatırlayıp o kabirdeki Zat-ı Şerifin hürmetine Cenab-ı Hakk'tan dilemek için ellerinizi açıp dua etmeye başlarsanız, mezarlıktaki görevliler hemen kızarak size birşeyle şeyler söylemeye başlayacaklar.Bunu farkettiğinizde ellerinizi indirip yana salınız ve duanızı daha kısık bir sesle devam ediniz. Görevlilerle tartışmaya girmeyiniz ve herhangi bir karşılık da vermeyiniz.